|
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye’de gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini, 23 katlık gelir uçurumunun bir felaket tablosu olduğunu söyledi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye’de gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini, orta sınıfın hızla eridiğini, zenginin katlanarak zenginleştiğini ve toplumun geniş kesimlerinin giderek yoksullaştığını vurguladı.
GELİR MAKASI KAPANMIYOR, AYNI GENİŞLİKTE DURUYOR
Ekonomik büyümenin ücret baskısı ve gelir adaletsizliği üzerinden şekillendiğini belirten Ekmen, “2014’ten bu yana derinleşen bir eşitsizlik katsayısı ile karşı karşıyayız ve bu gerçek, TÜİK’in verilerinde dahi tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkıyor. Büyümenin emeğe yansımadığı, aksine ücret baskısı ve gelir adaletsizliği üzerinden şekillendiği bu tabloyu iktidar görmek bile istemiyor. Oysa rakamlar son derece açıktır: En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay bugün yüzde 48’e ulaşmış durumda. Aynı dönemde en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun payı ise sadece yüzde 6,4’e yükselmiş; yani yalnızca 0,1 puanlık bir artış yaşanmıştır. Türkiye’de üst ve alt gelir grupları arasındaki makas korkutucu seviyededir” dedi.
HALKIN DEĞİL ZENGİNİN GELİRİ ARTIYOR
Ekmen, “TÜİK hane halkı gelirini 662 bin 414 TL olarak ifade ediliyor ancak bu tablonun sahadaki gerçekliği yansıtmadığını hepimiz biliyoruz. Asgari ücretle geçinen dört kişilik bir ailenin yıllık geliri, ara zam yapılsa bile ancak bu seviyenin yarısına yaklaşabilmektedir. Gelir gruplarına göre dağılıma baktığımızda ise bu ortalama değerin toplumun büyük çoğunluğunu temsil etmediği apaçık ortaya çıkıyor. İddia edilen ortalama gelir, vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmı için ulaşılması mümkün olmayan bir rakama dönüşmüş durumdadır. Bu tablo bize şunu göstermektedir: Türkiye’de gelir artışları geniş toplumsal kesimlere yayılmamakta, aksine üst gelir gruplarında birikerek ortalama gelir göstergesini yanıltıcı hale getirmektedir. Ülke nüfusunun yarısından fazlasının açıklanan ortalama gelirin altında bir gelirle yaşamaya çalışması, sorunun gelirin seviyesinden çok, gelirin nasıl paylaşıldığıyla ilgili olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Toplumun en yoksul yüzde 5’lik kesiminin yıllık ortalama geliri yalnızca 129 bin TL iken, en zengin yüzde 5’lik grubun geliri 2 milyon 993 bin TL’ye ulaşmış durumda. İstanbul’da gökdelenlerin, rezidansların yanı başında hâlâ gecekondular varsa ve o rezidanslarda yaşayanlar o mahalleleri görmüyorsa, biz artık toplumsal bir çöküşün sosyolojik fotoğrafıyla da karşı karşıyayız” açıklamasında bulundu.
EN ZENGİN %10 İLE EN YOKSUL %10 ARASINDA 14 KAT FARK VAR
Artan gelirin kimlerde toplandığını vurgulayan Ekmen, “Veriler açıkça göstermektedir ki gelirin en tepesinde yer alan dar bir kesim, en alttaki kesime kıyasla yaklaşık 23 kat daha fazla gelir elde etmektedir. Gelir dağılımını yüzde 10’luk dilimler üzerinden incelediğimizde de benzer bir adaletsizlik karşımıza çıkıyor: En yoksul yüzde 10’un yıllık ortalama geliri 158 bin TL’de kalırken, en zengin %10’un geliri 2 milyon 170 bin TL’yi aşmaktadır. Yani bu iki grup arasındaki fark yaklaşık 14 kata ulaşmış durumdadır. Ancak asıl dikkat çeken sadece bu uçurum değil; paranın kimlerde toplandığıdır. Toplam gelirden en yüksek payı alan grup en üst %10 olsa da bu kesimin içindeki ilk yüzde 5’lik dilim gelirin asıl toplandığı çekirdek grubu oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle, gelir artışının büyük kısmı bu çerçevenin içindeki daha dar bir kesime, yani en üst yüzde 5’e aktarılmaktadır. Bu tablo bize şunu söylüyor: Türkiye’de mesele yalnızca gelirin artıp artmadığı değildir; asıl sorun artan gelirin kimlerin cebine girdiğidir. Gelir eşitsizliği artık sadece ‘zengin-yoksul’ ayrımıyla açıklanamaz hale gelmiş, zenginler arasında bile yukarı doğru bir yoğunlaşma oluşmuştur. Bu sonuç, ekonomik büyümenin toplumun geneline yayılmasını engelleyen yapısal bir adaletsizliğin kanıtıdır” ifadelerini kullandı.
|