Mercan Köşk’ten geleceğe çağrı: Susuz tarım ve sıfır atık vizyonu





Tarih: 17 Eylül 2026 Perşembe 13:03

Mersin’in Tarsus ilçesinde çekimleri süren ‘Mercan Köşk’, hikayesinin merkezine taşıdığı doğaya duyarlı üretim anlayışıyla tarımın geleceğine ve su kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çekiyor

 

 

Mersin’in Tarsus ilçesinde çekimleri süren atv’nin, FARO ve Sinehane imzalı, sevilen dizisi ‘Mercan Köşk’, hikayesinin merkezine taşıdığı doğaya duyarlı üretim anlayışıyla tarımın geleceğine ve su kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çekiyor. Dizinin başrol karakteri Aras, narenciye bahçelerinde toprağın doğal nemini korumayı ve su tüketimini en aza indirmeyi amaçlayan susuz tarım yöntemlerini uyguluyor.
Aras’ın çevreci üretim anlayışı yalnızca tarımla sınırlı kalmıyor. Kendi narenciye tesisinde sıfır atık ilkesiyle hareket eden Aras, üretim sürecinde ortaya çıkan portakal kabuklarının da değerlendirilmesini sağlayarak bunları kolonya üretiminde kullanıyor. Böylece üretimin her aşamasında ortaya çıkan değer yeniden değerlendirilirken, atığın mümkün olduğunca azaltıldığı bir üretim modeli ortaya konuyor.
PORTAKAL BAHÇELERİNDEN GELECEĞE YATIRIM…
Çekimleri Tarsus’ta gerçekleştirilen ‘Mercan Köşk’, bölgenin tarımsal kimliğini ve narenciye üretimini de hikayesinin önemli unsurlarından biri haline getiriyor. Aras’ın babasından yadigar portakal bahçeleri ve narenciye tesisi, yalnızca iş hayatının değil; ailesi, geçmişi ve doğup büyüdüğü topraklarla kurduğu bağın da önemli bir parçasını oluşturuyor.
Toprağı kendisine bırakılmış bir miras olarak gören Aras’ın onu koruyarak geleceğe taşıma çabası, dizinin aileden kalan değerlere sahip çıkma temasını da farklı bir boyuta taşıyor. Suyu daha bilinçli kullanmayı amaçlayan tarım yöntemlerinden üretimde ortaya çıkan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine uzanan bu yaklaşım, toprağın yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de emaneti olduğu düşüncesini öne çıkarıyor.
İlk bölümde Aras’ın dile getirdiği “Gün gelecek, su altından daha değerli olacak. İşte o vakit toprağı suya boğan değil, susuz bırakmayan kazanacak” sözleri de dizinin bu yaklaşımının en güçlü ifadelerinden biri oluyor. ‘Mercan Köşk’, Aras’ın hikayesi üzerinden toprağı korumanın, suyu bilinçli kullanmanın ve üretimde ortaya çıkan her değeri yeniden değerlendirmenin önemine dikkat çekerken, gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakacağımız sorusunu da öyküsünün içine taşıyor.
Doğaya saygılı bir üretim modeli çizen Aras, sadece toprakla kalmıyor; portakalın her bir parçasını değerlendirerek sıfır atık felsefesiyle portakal kabuğundan kolonya üreten bir fabrika vizyonu ortaya koyuyor. Üstelik bu üretimin arkasında çok daha derin bir vefa hikayesi yatıyor. Aras’ın babasının adını yaşatmak için "Yadigar Kolonyaları" adını verdiği bu özel üretim, sadece bir koku değil; babasından kalan mirasın ta kendisi oluyor. Dizinin ilk bölümünde izlenilen sahnede Aras, eline kolonya döktükten sonra "Sizin oraların portakal bahçeleri gibi koktu" diyen şoförüne kurduğu o duygusal cümle izleyiciyi duygulandırdı: "Bu koku, onun elleriyle diktiği ağaçların kokusu... Bahçe nasıl ondan yadigarsa, bu koku da onun bir parçası."
“ÇEVRE KONUSUNDA FARKINDALIĞIN MÜMKÜN OLDUĞUNCA GENİŞ KİTLELERE YAYILMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM.”
Dizinin ana karakterlerinden Aras’a hayat veren Kubilay Aka ise geçtiğimiz günlerde Sabah Gazetesi’nden Tuba Kalçık’a verdiği röportajda bireysel olarak desteğini şu sözlerle dile getirdi:  
“Çevre konusunda farkındalığın mümkün olduğunca geniş kitlelere yayılması gerektiğine inanıyorum. Oynadığım dizilerde de genelde hep bir sosyal sorumluluk projesi içerisinde olmaya gayret gösteriyorum. Mercan Köşk’te de bunu hikâyenin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Aras yaptığı işte sıfır atığı önemsiyor hatta çok daha az kaynak tüketerek kendi kendine yetebilen bir sistem yaratmaya çalışıyor. Bunu sadece fabrikaları olan bir adam değil herkes gerçekleştirebilir aslında. Önemli olan çevreye daha çok önem göstermek, daha dikkatli yaklaşmak. Çünkü kaynaklar belli, dünyanın durumu belli. Sadece devlet büyüklerimizin değil hepimizin buna dikkat etmesi gerekiyor. Bir dizinin milyonlarca insana ulaşabilmesi bu açıdan çok değerli. Eğer anlattığımız hikâyenin içinde doğru bir davranışı doğal biçimde gösterebilir ve bir kişinin bile “Ben de bunu yapabilirim” diye düşünmesini sağlayabilirsek bence çok kıymetli bir iş yapmış oluruz.”

 


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)



 



ANASAYFA
MASAÜSTÜ GÖRÜNÜM
HABER ARŞİVİ


KÜNYE


İLETİŞİM

mersinpost.com.tr © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden
yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.


URA MEDYA