|
-“Bilmiyorsun tabi geçen gün özel toplantımızda bahse konu olan şey yalnızlık ve tek başınalıktı.”
-“Evet şu meşhur toplantılarınız, Allah’ım bir toplantınız eksikti. Ne yapıyorsunuz toplanıp bir yere mi gidiyorsunuz, ne diyorsun?”
-“Penguen diyorum sürüsünden ayrılan tek başına ayrı bir yöne giden şu meşhur penguen.”
-“Ha evet meşhur penguenimiz, yalnızlığı seçen, herkesi ve her şeyi terk edip kendi yoluna giden kahraman.”
-“ Peki ne olmuş o penguene, sonunu biliyor musun yoksa?”
-“Tam da onu diyecektim “o” yalnızlığı mı seçti, tek başına kalmayı mı?”
-“Anladım yine kafamı karıştıracaksın. En iyisi uzatmadan sadede gelir misin.”
-“Gururumu okşuyorsun yine”
-“Neyse, onunki sanılanın aksine yalnızlık değil, tek başınalık.”
-“Yani yalnızlık denince kalabalık da akla gelir, ama tek başınalık öylemi, o kalabalığın içinden kaçmaktır.”
-“Ayrıca yalnızlık bir seçimdir ve kalabalığın içinde kendinle baş başa kalmaktır, kendi gerçekliğine temas etmeyi göze almaktır.
-“ Dolayısıyla yalnızlığı tercih etme yüreğin varsa yazgın haline gelebileceğini unutmazsın.”
-“ Kestirmeden sonuca gidecek olursam; tek başınalık olan kaçış erdemden yoksun iken, yalnızlık, erdemin onurlu mahcubiyetini taşır.”
-“Tek başınalık bir manada kalabalık içinde mümkün olmadığından, koşmak ve kaçmaktır.”
-“Ailenin içinde tek başınayım diyemezsin, ama elli bin kişilik bir stadyumda dahi kendini yalnız hissedebilirsin”
-“Tek başınalık terk etmek olduğu gibi, korkaklığın ve sıvışmanın meydanında çırılçıplak kalakalmaktır.”
-“E yani ne diyorsun şimdi sen.”
-“Diyorum ki; tek başınalık bir kaçıştır, bir nevi yer değişikliği, bir terk ediş.”
-“Tamam anladım; erdemsizlik, korkaklık, terk ediş, kaçış.”
-“Başka ne demeye çalışıyorsun.”
-“Bu gidiş diyorum, bu kaçış bir eksikliğin, bir kaybın sonucunda ortaya çıkar ve hatta yaşanılan bir kaybın travmasıdır.”
-“Kaybolanı bulmak için ayrılır sürüden amaç kaybolanın bulunmasıdır.”
-“Bazen de kaybolunulur bu yolda o vakit de bulmayı değil bulunmayı beklersin.”
-“Aslında amaç biraz da budur eksikliğinin hissedilmesini ve geri çağrılmayı beklersin, biri gelip beni bulsun diye dua edersin.”
-“Nihayetinde şöyle diyebilirim: Koşan yanımızla beraber bir de kaçan yanımız var. Koşup sonuç alamazsak, kaçarız.”
-“Koşmak ve kaçmak arasında kaldığımızda mesele sahibi oluruz, o zaman kendimiz gibi birini aramaya başlarız.”
-“Bulduğumuzda da işte o, bizim dostumuzdur.”
-“Sen ve ben gibi.”
-“Dostlar birbirine sahip olanlardır.”
-“Ha! Anladım birbirinizin malı oluruz.”
-“Sen var ya sen, çok fenasın.”
-“Sen söylemiştin sahip olmak, sahabe gibi olmaktır yani; yol arkadaşı, kader ve gönül arkadaşı.”
-“Tam da bizim gibi. Her ne kadar önce ben seni sahiplensem de, senin de beni sahiplendiğini ve sevdiğini biliyorum: Dostum benim.”
-“Helal olsun! Penguenin yalnızlığından konuyu bizim dostluğumuza getirdin ya.”
-“ Ve evet sana hak veriyorum; yalnızlığı seçebiliriz ama asla tek başına olamayız.”
-“Benim anladığım yalnızlık diz üstü kalmak, tek başınalık yüzüstü kalakalmak.”
-O zaman ben de diyorum ki; diz üstü kalmak temennisiyle.”
Muhabbetle…
Yavuz KARA
|