Hazır olmalıydı, ona, başkasına fikirlerimi açıklamak için zaman geçiremezdim, kimseye bir söylev çekecek anımsamayı da kabul etmiyorum. Kendimi bir siyasi olarak görmek en büyük yanılgım olurdu, kaç kişiyle paylaşılmış bir özveri olabilir ki bunlar. Pek de ileri gidemezdim bu kara parçasından elimizdeki tek kale buydu, sonsuza kadar ben taşıyamam bu yükü, hazır olması gerekiyordu o söylevi çeken cahillik.
Ben içimdeki nelerden vazgeçmeliyim diye soracaktı belki, ben sizin lideriniz, yöneticiniz olacağım demekle bu işler olamazdı şüphesiz, bu ülkede her gelen böyle demedi mi..? Kaç kişi bize böyle dedi de, biz bu halden kurtulamadık, en güçlümüzle sınanmakmış besledikleri umut, neredeyse elli yıldır bitmeyen bir kavga daha vardı bize bakan, böyle olmayacağını zaten biliyorduk. Neymiş bu ülkede terör bitecekmiş, bu en son sunulan umut bize, kandırılmayı seviyorsanız devam edin, bana ne!
Belli ki biz Köy Enstitüleri kapatılınca kaybettik bunları veya bir yerlerden yabancı yatırımları alınca kaybettik, evet en büyük noksanımız eğitimden geçen insanların dünyaya bakışına dairdir, kaç kişi olduğumuzu bir türlü hesaplayamadık, işte milyon kişiyiz demekle olmuyor bu işler, ne beceri kaldı bizimle, ne de ilahi adalet. Hangi erk bizi tanımlayacak, oysa çok basittir bakış onlara kalırsa, erk ve iktisatta kaybedersen benim dediklerimin hepsi olurdu, kaybederiz. Bunları bile bilmeden hangi nesli yetiştirdiniz, neden kayıp bir soy olmak istiyorlar.
Yıllar önce anımsayamadım; Beni nereye götüreceksin hayırsız demişti adını anımsamadığım bir şair kitabında, galiba haksız sayılmaz, yıllardır darbesi eksilmeyen, ekonomisi bir türlü düzelmeyen bu ülkede neden bu denli saçmalıklar içinde devinip duruyorum bilinmez, elimde bir kağıt bir kalem, isteyen okusun, isteyen okumasın bunlara bir çözüm yok, beni televizyonda göreceğinizi mi sandınız veya bir radyo izlencesinde, bana ne bu poptan.Bir söylev yok benden, elimdeki bunlardan ibaret, kaç yılın sesini istemiyorum, yeni bir söz söyleyecek olan da yok ve fakat yazmışım yıllar evvel; umut yoktur yüzündeki sfenkse sahip çık! Bunca yılı öğrenip geçmem olası belki öğrendiğim kadar ya da değil.
Önce içindeki umudu sil, sana gerçekleri anlatacağım demişti birileri, evet önce içindeki çocukluğu silmelisin belki, bana efsane söylemeyi de bırakmalısın belki, belki bunca yıllık şeyin üstesinden son kez gelen kişiye inandım, koskoca Cumhuriyet’e. Bir ütülü pantolonun Türkçesiyle, kotun Türkçesi farklı mı? Uykuya dair çözüm var mı?