Hürmüz gerilimi maliyeti artırdı, siparişi Türkiye’ye yaklaştırdı

Tarih: 3 Nisan 2026 Cuma 13:45

MTSO Tekstil Konfeksiyon ve Ayakkabı Sanayi Komitesi Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimin navlun ve hammadde maliyetlerini artırdığını, buna rağmen Avrupalı alıcıların tedarik güvenliği nedeniyle siparişlerini Türkiye’ye yaklaştırdığını söyledi.

MTSO Tekstil Konfeksiyon ve Ayakkabı Sanayi Komitesi Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimin tekstil ve özellikle hazır giyim-konfeksiyon sektörü açısından iki yönlü bir tablo ortaya çıkardığını belirterek, bir tarafta navlun maliyetlerinin yükseldiğini, enerjiye bağlı üretim giderlerinin arttığını ve petrokimya türevi hammaddelerde fiyat baskısının derinleştiğini, diğer tarafta ise Avrupa pazarında tedarik güvenliği arayışının Türkiye’nin güçlü bir üretim merkezi olduğunu yeniden hatırlattığını söyledi.

Maliyet baskısı artıyor, satın alma davranışı değişiyor

Sağlam, konfeksiyon sektörünün son dönemde zaten finansman maliyetleri, işçilik giderleri, zayıflayan talep ve daralan kârlılık nedeniyle ciddi bir sınav verdiğini ifade ederek, mevcut jeopolitik gelişmelerin ilk aşamada sektör üzerinde ilave maliyet baskısı oluşturduğunu söyledi. Ancak bugünün ticaret denkleminde alıcının artık yalnızca birim fiyata bakmadığını vurgulayan Sağlam, ürünün hangi koşulda, hangi sürede ve hangi güvenlik düzeyinde teslim edileceğinin de satın alma kararında belirleyici hale geldiğini kaydetti.

Sağlam, özellikle Avrupa’daki markalar ve alıcılar açısından sipariş güvenliği, termin istikrarı ve üretim sürekliliğinin yeniden öne çıktığını belirterek, Uzak Doğu’dan gelen ürünlerde navlun artışı, gecikme riski ve hammadde tedarik belirsizliğinin satın alma tercihlerini değiştirdiğini ifade etti. Bu nedenle Türkiye’nin artık yalnızca daha yakın bir ülke olarak değil, daha kontrollü, daha öngörülebilir ve daha güvenli bir tedarik merkezi olarak değerlendirildiğini söyledi.

Pahalı görünse de güvenli üretici avantaj kazanıyor

MTSO Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Türkiye’nin bazı ürün gruplarında ilk bakışta daha yüksek maliyetli görünebildiğini ancak küresel ticarette kararların artık sadece etiket fiyatı üzerinden verilmediğini belirtti. Toplam maliyet hesabının içine gecikme riskinin, navlun oynaklığının, hammaddeye erişim süresinin, sipariş güvenliğinin ve mağaza teslim planlarının da girdiğini ifade eden Sağlam, bu nedenle Türkiye’nin Avrupalı alıcı açısından daha rasyonel bir seçenek haline geldiğini söyledi.

Hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe hızın, esnek üretimin ve kısa termin kabiliyetinin yeniden belirleyici hale geldiğini vurgulayan Sağlam, Avrupa pazarının bugün ucuz ama kırılgan tedarik yerine, biraz daha maliyetli olsa da güven veren ve zamanında teslimat yapabilen üreticiye yöneldiğini kaydetti.

Zor günlerden çıkan sektör için önemli fırsat

Salihcan Sağlam, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün uzun süredir sipariş kaybı, fiyat baskısı ve maliyet artışı nedeniyle güç kaybettiğini, ancak mevcut küresel gelişmelerin bu tabloyu tersine çevirebilecek yeni bir fırsat alanı oluşturduğunu söyledi. Bu fırsatın kendiliğinden kalıcı kazanca dönüşmeyeceğini belirten Sağlam, sektörün bunu doğru stratejiyle siparişe, kapasite kullanımına ve ihracat artışına çevirmesi gerektiğini ifade etti.

Firmaların bu dönemde sadece üretim yapmakla yetinmemesi gerektiğini kaydeden Sağlam, müşteriye güven veren, termin disiplinini koruyan, kalite standardını sürdüren ve sipariş yönetimini güçlü biçimde yürüten bir yapının şart olduğunu söyledi. Avrupa’daki alıcının bugün en çok aradığı unsurun düşük fiyat değil, kesintisiz tedarik olduğunu belirten Sağlam, Türkiye’nin tam da bu noktada öne çıkabilecek bir ülke konumunda bulunduğunu dile getirdi.

Sağlam, sipariş artışı, güvenli tedarik, üretim hızı ve teslim kabiliyetinin Türkiye açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu ancak ihracatçının bu fırsatı kalıcı kazanca dönüştürebilmesi için döviz kurunun da kademeli olarak artması gerektiğini belirtti. Dövizin yerinde saymasının üretici ve ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Sağlam, ihracatçının nefes alabilmesi ve eline geçen bu fırsatı yeniden kaybetmemesi için kur politikasının da üretimi ve ihracatı destekleyen bir zeminde ilerlemesinin önem taşıdığını söyledi.

Mersin bu yeni dönemde daha görünür olmalı

Meclis Üyesi Salihcan Sağlam, Mersin’in bu süreçte çok daha stratejik değerlendirilmesi gereken şehirlerin başında geldiğini belirterek, kentin limanı, serbest bölgesi, dış ticaret tecrübesi, sevkiyat kolaylığı ve üretim birikimiyle tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından güçlü bir zemin sunduğunu söyledi. Mersin’in özellikle hızlı yükleme, kısa sürede organizasyon ve ihracat bağlantılarını yönetme kapasitesiyle Avrupa’ya dönük siparişlerde daha görünür hale gelebileceğini ifade etti.

Salihcan Sağlam, Mersin’in tekstil ve konfeksiyon alanında sadece potansiyel taşıyan bir şehir olmadığını, rakamlarla da güçlü bir üretim ve ihracat zemini ortaya koyduğunu belirterek, AKİB verilerine göre 2025 yılında hazır giyim ve konfeksiyon ile tekstil hammaddeleri ihracatında toplam 304 milyon 909 bin 142 dolarlık dış satıma ulaşıldığını söyledi. Bu rakamın Mersin’in üretim kapasitesini, ihracat tecrübesini ve sektörel direncini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Sağlam, kentin bu alanda çok daha büyük sipariş akışlarını yönetebilecek potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Tekstil Mersin’de yalnızca üretim değil, organizasyon gücü

Sağlam, tekstilin Mersin’de yalnızca bir sanayi kolu olarak görülmemesi gerektiğini, bu alanın liman hizmetlerinden depolamaya, paketlemeden lojistiğe, yan sanayiden istihdama kadar geniş bir ekonomik etki oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle tekstil ve konfeksiyonda yaşanacak her sipariş artışının şehir ekonomisine doğrudan yansıyacağını belirten Sağlam, Mersin’in sadece üretim yapan değil, siparişi yöneten ve müşteriye güven veren bir merkez olarak konumlandırılması gerektiğini ifade etti.

Yeni denklem doğru okunursa sipariş Türkiye’ye döner

Meclis Üyesi Sağlam, Hürmüz kaynaklı gerilimin kısa vadede sektör açısından maliyet baskısı oluşturduğunu ancak orta vadede daha önemli sonucun sipariş tercihlerinde ortaya çıkacağını belirtti. Avrupa pazarının artık uzun ve kırılgan tedarik zincirlerinden daha yakın ve daha güvenli üretim merkezlerine yöneldiğini vurgulayan Sağlam, Türkiye’nin bu kırılmayı doğru okuması halinde hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe yeniden güçlü bir ivme yakalayabileceğini söyledi.

Salihcan Sağlam, sektörün içinden geçtiği zor dönemin ardından önünde yeni bir eşik bulunduğunu belirterek, bu sürecin doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin konfeksiyonda yeniden daha güçlü sipariş alan, daha yüksek kapasiteyle çalışan ve daha sağlam müşteri ilişkileri kuran bir üretim merkezi haline gelebileceğini, Mersin’in de bu dönüşümde en güçlü aday şehirlerden biri olduğunu sözlerine ekledi.

Yalancı bahara aldanılmamalı

Sağlam, Türkiye’de oluşan bu sipariş akışının kalıcı olmasını arzu ettiklerini ancak savaşın sona ermesiyle birlikte belli ölçüde bir kan kaybı yaşanabileceğini söyledi. Bu nedenle mevcut siparişlerin korunarak yalancı bahara aldanılmaması gerektiğini vurgulayan Sağlam, sektörün geleceğe yönelik alması gereken tedbirlerin ihmal edilmemesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Sağlam özellikle üretim gücünü, müşteri sürekliliğini ve ihracat kabiliyetini kalıcı hale getirecek adımların bugünden planlanması gerektiğini kaydetti.


Etiket: ekonomi, istihdam, sanayi, işdünyası,


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
 
  GÜNCEL
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
 
  FACEBOOK
 


 
 
 


 
 
 

 

Mersin Post | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. mersinpost.com.tr © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Mersin Post basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA